Grebena'dan Isparta'ya uzanan asırlık mübadele anıları

Balkan Savaşları dönemindeki göç olayları nüfus mübadelesini gündeme getirir. Lozan Barış Antlaşmasına göre Nüfus Mübadelesi Anlaşması da yapılır. Anlaşmaya göre, yaklaşık 2 milyon Rum Yunanistan'a, 500 bin Türk ise Türkiye'ye göçer. Türkiye’ye göçen 500 bin kişiden bir tanesi de o dönemde henüz 11 yaşında olan Hakkı Akın’dır

Hakkı Akın 100 yaşında. O mübadele anlaşması kapsamında henüz 11 yaşındayken Yunanistan’dan Isparta’ya gelmiş. Hakkı Amca oralardan Isparta’ya uzanan yol hikâyelerini, çekilen acıları, ayrılıkları, özlemleri anlattı bize… Kimi zaman gülümsedi, kimi zaman gözleri doldu. İşte Hakkı amcanın mübadele anıları

Yoğunlukla Emre Mahallesi’nde yaşayan muhacirleri hepimiz biliriz. Birçoğu 2. ya da 3. kuşak mübadil çocukları, mübadil torunlarıdır.

Balkan Savaşları dönemindeki göç olayları nüfus mübadelesini gündeme getirir. Lozan Barış Antlaşmasına göre Nüfus Mübadelesi Anlaşması da yapılır. Anlaşmaya kapsamında, yaklaşık 2 milyon Rum Türkiye’den Yunanistan'a, 500 bin Türk ise Yunanistan’dan Türkiye'ye göçer. Yunanistan’dan gelen göç kervanlarındaki mübadiller ülkenin çeşitli yerlerine yerleşirler. Isparta’ya da bu kapsamda 300’ün üzerinde mübadil gelir. Bu mübadillerin önemli bir bölümü Emre Mahallesi’ne yerleşir.

ISPARTA’NIN BİRİNCİ KUŞAK TEK MÜBADİLİ

Emre Mahallesi’nde eski bir Rum evinde yaşayan 100 yaşındaki Hakkı Aydın, Isparta’da hayatta kalan birinci kuşak tek mübadildir. Arkadaşlarının hemen hemen hepsi hayata gözlerini yummuş, kalan 2 kişi ise Antalya’ya taşınmış. İşte yaşayan tarih Hakkı Amca evinin kapısını bize açtı ve ‘oralardan’ Isparta’ya uzanan yol hikâyelerini, çekilen acıları, ayrılıkları, özlemleri anlattı bize… Kimi zaman gülümsedi, kimi zaman gözleri doldu.

‘O ZAMAN MÜBADELE DEDİLER’

Onca yaşanmışlıklara rağmen yaşını göstermeyen ve güler yüzüyle bizleri karşılayan Hakkı Amca 11 yaşında gelmiş Isparta’ya. Yunanistan’da Selanik’e bağlı Grebena kazasında yaşıyormuş. Hal hatır sorulduktan sonra çaylar geliyor ve bir taraftan çayını yudumlarken, bir taraftan da anlatmaya başlıyor Hakkı Amca; “Atatürk harpten sonra buradaki gâvurları Yunanistan’a gönderdi. Anlaşmalar yapılmış. O zaman mübadele dediler. Biz de Yunanistan’dan buraya geldik. Bu anlaşma her iki devletin de adımlarıyla olmuş”

"EŞEKLERLE KATIRLARLA GELDİK"

Hakkı Amca, Yunanistan’dan Türkiye’ye geliş hikâyesini de şöyle anlatıyor; “ O zaman otomobil falan öyle çok fazla yok. Biz Selanik’e eşeklerle, katırlarla geldik. Selanik'ten vapurla İzmir'e geldik. İzmir’de iki gün kaldık. İzmir’den sonra bizi Isparta’ya gönderdiler. Buraya geldik”

‘BÜYÜK ZORLUKLAR YAŞADIK’

Hakkı amca ve beraberindekiler yollarda da Yunanistan’da ki gibi büyük zorluklar yaşamışlar; “Isparta’ya geldikten sonra biz köy de yaşamak istediğimizi söyledik. Yani büyüklerimiz. Tarla olsun, takka olsun dediler. Sonra Korkuteli’ne gönderdiler. Korkuteli’de bir köye gittik”

‘GÜNDE 10 KİŞİ KOLERADAN ÖLÜYORDU. BABAM VE İKİ KARDEŞİM DE ÖLDÜ’

Hakkı amca Korkuteli’de hangi köye gönderildiklerini hatırlamıyor. Ama Korkuteli’nde yaşadıklarını anlatırken gözleri doluyor; “Köyde 40–50 tane dam ev vardı. Orada 15–20 gün kadar kaldık. Sonra orada kolera hastalığı geldi. Günde 10 kişi ölüyordu. Benim babam ve iki kardeşim orada koleradan öldü”

DİL BİLMİYORDUK

Korkutelin’de yaşananlardan sonra oradaki mübadilleri Isparta Gönen’e oradan da tekrar Isparta’ya yönlendirmişler. “Sonra baktılar ki bu işin sonu yok. Oradan başka bir köye gönderdiler. Orada da sorunlar yaşandı. Geri Isparta’ya geldik. Benim bir amcam vardı, o ilgileniyordu bizle ama ne de olsa herkes kendi derdiyle uğraşıyordu. Dil bilmiyorduk. Gönen'e gittik, oradan da buraya geldik tekrar”

‘DİLENCİLİK BİLE YAPTIK’

100 yaşındaki birinci kuşak mübadil Hakkı amca, Isparta’da birçok iş yaptıklarını anlatırken, yaşadıkları sıkıntılar adeta yüzüne yansıyordu; “İskân müdürlüğü bize bu evi verdi. Kendimize gelene kadar kimimiz urgancılık yaptık. Kimimiz istendik, dilencilik yaptık. Para yok pul yok, iş yok. Davar güttük. Irgatlık yaptık. Kendimize gelesiye kadar neler çektik. 15 yaşına gelinceye kadar kahvelerde su dağıtmaya başladık”

‘3 YIL ASKERLİK YAPTIM’

Hakkı amca İzmir’de yapmış ilk askerliğini. İlk askerlik diyoruz, çünkü 2 defa askere gitmiş Hakkı amca. Merzifon’da 2,5 yıl askerlik yapmış. Gelmiş, evlenmiş. Sonrada Alman Harbi çıkınca yeniden asker yolu görünmüş. Bu kez istikamet Merzifon olmuş. 1 yılda orada askerlik yaptıktan sonra. Ömrüne 3 yıllık askerlik bölümünü de eklemiş olmuş.

“ANAM BABAM OLSAYDI BELKİ ÇOK ÇEKMEZDİK”

“Anam babam olsaydı belki çok çekmezdik” diyor Hakkı Amca ve devam ediyor; “Biz buraya yetim geldik. Paramız yok. Biz Türkiye’ye geldiğimiz de Türkçe bilenimiz yoktu. Çok sıkıntılar yaşadık. Akrabalar birbirlerimizi destekledik hep. Kimisi tarlaya beraber gitti. Kimisi bağa, kimisi ırgatlığa beraber gitti. İmece olarak yaşadık yani. Bize buraya geldiğimizde bir bağ verdiler bir de bu evi verdiler”

DUVARDAKİ RUMCA YAZI

Mübadele anılarını dinlerken Hakkı amcadan pencereden hemen karşımızdaki evin duvarındaki Rumca yazı dikkatimizi çekiyor. Hakkı amca daha biz sormadan anlatmaya başlıyor; “Bu evler hep hükümet eliyle verildi bize. Mesela bu evde bizden önce gâvurlar oturuyormuş. Mübadeleden sonra biz geldik. Onlarda Yunanistan’a gitti. Değişim oldu yani. Yunanlılar bizim Türk evlerimizde oturdu bizde burada Yunan evlerinde oturduk”

MÜBADELE-DEĞİŞİM

Mübadele’nin Türkçe karşılığı ‘değişim’ Hakkı amca, mübadeleyi şöyle anlatıyor; “Harp bitti. Harp bittikten sonra Türk devleti ile Yunan devleti anlaşma yaptılar. Bizim oradaki Türkler, buradaki Yunanlılar yer değiştirdiler. Değişim oldu. Isparta’da Yunanlılar vardı, Gönen’de Yunanlılar vardı. Sonra değişim oldu. Değişimde herkese durumuna göre ev verdiler. 3 çocuğu olanla 7 çocuğu olana aynı koşullar olmadı”

‘BİR YIL DAHA KALSAK SU GİBİ KUR’AN OKURDUK’

Kur’ı Kerim’i Yunanistan’dayken öğrendiğini anlatan Hakkı amca, “Eğer orada bir yıl daha kalsaydık Kur’an-ı Kerim’i su gibi ezberlerdik. Orada hocalarımız vardı. Öğretiyorlardı bize. Burada sıkıntıların içinde unuttuk” diyor.

TÜRK KÖYLERİNİ KORUYAN DELİKANLILAR

Hakkı amcanın geldiği köyle onun deyimiyle ‘gavur’ yokmuş hiç. Köyün tamamı Türkmüş. Ama tamamı Türk olmayan köylerde büyük sıkıntılar yaşanmış. Çok eziyet çekenler olmuş. Hakkı amca Türk köylerini koruyan delikanlıların büyük zorluklar yaşadığını kimi zaman öldürüldüğünü de anlattı.

SAVAŞIN ACI YÜZÜ KAYGI DOLU YILLAR

Kaygı dolu yılları anlatan Hakkı amca, “Bazı köylerde Türkleri camilere toplayıp evlerini basıp silah arıyorlardı. O zaman Türk düşmanlığı vardı. Yunan askerleri gelirdi evleri boşaltır bizi camiye toplarlardı. Sonra evlerde silah ararlardı. Askere gidenlerden gelmeyenler çok olurdu” diyor.

‘ISPARTALILARLA HALI DOKUDUK’

Mübadiller Isparta’ya ilk geldikleri yıllarda halı dokumacılığı da yapmışlar. Hakkı amcadan dinliyoruz yine; “Ispartalılar biz buraya ilk geldiğimizde gâvur gözüyle bakıyorlardı ama sonra onlarda anladı. Muhacirler buraya geldiğinde halı işiyle de çok uğraştılar. Ben bilmiyorum ama o zaman bizim muhacirlerden halı dokuyan çoktu”

‘ATATÜRK’E MİNNETTARIZ’

Gençliğinden aklında kalan en güzel anısı da Atatürk’ün Isparta’ya gelişi. Hakkı amca, Atatürk’ü karşılayan kalabalığın arasında da yerini almış. 20’li yaşlardaymış o zaman. “Atatürk’ü karşılamaya gittim. Gördüm Atatürk’ü. İki yerde konuştu bir çarşıda konuştu bir de askeriyenin orda konuştu. Biz Atatürk’e minnettarız. Ne yerli Türkler, ne de bizim muhacirler Atatürk’e laf uzatamaz”

‘ARTIK DÜŞMANLIĞA GEREK YOK’

Hakkı amca, son derece önemli bir mesajı da vermeyi ihmal etmiyor; “Artık düşmanlığa gerek yok. Türkiye onlardan daha güçlü bir ülke. Cahillikler bitti. Sadece Türk Yunan değil tüm dünyaya bir dostluk lazım. Adam öldürmekle toprak genişletmekle bu işler olmaz”

‘GÖZLERİ DOLARAK ANLATIRDI’

Hakkı amca 65 yaşındaki oğlu Nedim’le birlikte kalıyor. Nedim Akın’da sohbetimize ortak oluyor; “Babam buraya geldiğinde malını mülkünü yaşı küçük olduğu için alamadı. Çok çekmiş. Oradaki malların karşılığında mal verilmesi gerekiyormuş ama babam küçük olduğu için faydalanamamış. Babam o dönem yaşadıkları sıkıntıları akşam sohbetlerimizde çok anlatırdı bize. Zaman zaman gözleri dolarak anlatırdı”

Sohbetimiz bize dışarıdan eşlik eden yağmur sesleri arasında sona eriyor. Elini öpüp ayrılıyoruz Hakkı amcanın yanından; “Hakkını helal et Hakkı amca…”